Yurt dışındaki borçluya icra ve haciz işlemi yapmak, Türkiye’deki işlemlerden daha karmaşık olmakla birlikte mümkündür. Bu süreç, borçlunun bulunduğu ülkenin hukuk sistemine ve uluslararası hukuk kurallarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Aşağıda bu konudaki genel adımları şöyle sıralayabiliriz.
1.Borcun Tespit ve Alacak Belgesi
Öncelikle Türkiye’de bir mahkemeden veya icra dairesinden borcun varlığını ve miktarını belirten bir karar veya belge alınmalıdır. Söz konusu belge, alacağın yurtdışında takibi açısından büyük önem taşımaktadır.
İlk olarak, alacağınızla ilgili olarak Türkiye’de yetkili bir mahkemede dava açılmalıdır. Mahkemeye sunduğunuz dilekçe ve delillerle dava süreci başlatılmalıdır. Davanın kazanılması durumunda mahkeme borcun varlığını tespit eden ve ödenmesini emreden bir karar verir. Bu kararı içeren belge, mahkeme kararı veya ilam olarak adlandırılır ve resmî bir belgedir. Yurt dışındaki resmi kurumlar genellikle Türkiye’den alınan belgelerin kendi dillerine çevrilmiş olmasını ve apostil şerhi taşımalarını ister. Bu nedenle, mahkeme kararının yeminli bir tercümesinin yaptırılması ve noterden onaylatarak apostil şerhinin yaptırılması gerekmektedir. Apostil şerhi, belgenin Türkiye’deki yetkili makamlarca verildiğini ve geçerliliğini uluslararası düzeyde kabul ettirmek için kullanılır. Belgenin yurt dışındaki geçerliliği ve kullanılabilirliği, o ülkenin hukuk sistemine ve uluslararası anlaşmalara bağlıdır.
2.Uluslararası Hukuk Kurallarına Uygunluk
Borçlu kişinin bulunduğu ülkenin Türkiye ile olan ikili anlaşmalarına veya uluslararası sözleşmelere (örneğin, New York Konvansiyonu, Lahey Sözleşmesi) bakılmalıdır. Bu anlaşmalar, yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını ve tenfizini düzenler.
3.Yabancı Mahkemede Tenfiz Davası
Borçlunun bulunduğu ülkede, Türkiye’deki mahkeme kararının tanınması ve icra edilebilmesi için bir tenfiz davası açılması gerekmektedir. Bu süreç, ilgili ülkenin hukuk sistemine göre farklılık gösterebilir. Bu dava, Türkiye’deki mahkeme kararının o ülkede tanınması ve icra edilmesi amacıyla açılır. Dava dilekçesi, Türkiye’deki mahkeme kararının çevirisi, apostil onayı ve diğer gerekli belgeler ile birlikte mahkemeye sunulmalıdır. Mahkeme, sunulan belgeleri inceleyerek Türkiye’deki kararın tanınması ve tenfizi için gerekli şartların sağlanıp sağlanmadığını değerlendirir. Bu şartlar arasında, kararın taraflara usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, kararın kesinleşmiş olup olmadığı ve kararın yabancı ülkenin kamu düzenine aykırı olup olmadığı gibi hususlar yer alır. Mahkeme, Türkiye’deki mahkeme kararının tenfizine karar verirse, bu karar yabancı ülkede icra edilebilir hale gelir. Bu karar, yerel icra makamlarına sunularak icra işlemleri başlatılabilir.
Özetle, yurt dışındaki borçluya icra ve haciz işlemi yapabilmek için Türkiye’deki mahkeme kararının, borçlunun bulunduğu ülkede tanınması ve icra edilebilmesi gerekmektedir. Bu süreçte uzman bir avukatla yada ilgili ülkeyle işbirliği içinde çalışan yerel bir ofis ile çalışmak ve ilgili ülkenin yasal prosedürlerini titizlikle takip etmek önemlidir.
